İŞTE BEN...

 


O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

 

NAZIM HİKMET RAN..

Yorum (1) Yorum yaz!

NAZIM HİKMET MEMLEKET

                                                       

 

 

 

Seni düşünmek güzel şey, ümütli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

Nazım Hikmet RAN

Yorum (yok) Yorum yaz!

97YAZI

                                                   

                                                

 


SELÇUK İKİ DOST STANT BAŞINDA VE ELLERİNDE MURATHAN MUNGANIN KİTABI.BİR SAYFA SEÇİYOR BURCU İÇİN MUTLU. SAYFAYI AÇIYOR MUTLU PAYINA BU GÜZEL ŞİİR DÜŞÜYOR BURCUNUN.MURATHAN MUNGANIN ŞİİRLERİ ARASINDA GEZİNİRKEN OKUYUP HATIRLADIM BU ANI..


Kırılgan

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.


Murathan Mungan

Yorum (2) Yorum yaz!

ÖZÜR DİLERİM RUHUNDAN...


SENİ GEÇMİŞİNİ DEŞEREK KIRMAK İSTEMİYORUM AMA SEN SÜREKLİ ONLARLA YAŞIYORSUN Kİ ZATEN.BELKİDE HADDİMİ AŞIYOR OLABİLİRİM.NE YAŞADIGINA DAİR EN UFAK BİR FİKRİM BİLE YOK ZATEN BİLMEDİGİM İÇİN İÇİMDEKİ BU ACI.SADECE KAFAMDA KURGU HEPSİ.ANLATMA ZATEN...SANA ŞUNU SÖYLEMELİYİMKİ BAŞKA BİR ZAMANDA VE MEKANDA TANIŞMIŞ OLSAYDIK.HERŞEYİ BIRAKIP YANINDA OLUP BUNCA OLUMSUZLUGUN ÜSTESİNDEN GELMEYE ÇALIŞIRDIM SENİNLE .BANA YASLANMANI İSTERDİM.EN İYİ DOSTUN OLMAYI VE DEŞİLMESİ GEREKEN NE VARSA DEŞMEK İSTERDİM.ÇÜNKÜ SEN İÇİNE HAPSETTİKÇE HERŞEYİ RUHUN ÖZGÜR KALMAK İÇİN ÇIRPINIYOR.VE SEN  BİLMEDİGİN BİR YERDE YANLIZLIK DUYGUSUYLA BAŞBAŞA BULUYORSUN KENDİNİ.BİR KEREDE DURUŞUNU YERİNİ BÜYÜKLÜGÜNÜ BIRAK.ÇÜNKÜ BEDENİM NE KADAR DİMDİK DURSADA RUHUN DÜŞTÜ VE KALKMASI GEREK.BIRAK BEDENİNDE DÜŞSÜN.RUHUN YERDEYKEN BEDENİNİN AYAKTA KALMASI ÇOK ZOR.YAŞADIGIN KOPMALAR TAMDA BU NOKTADA ÇIKIYOR KARŞINA.VE SEN ÇÖZÜMÜN OLMADIGINI SÖYLÜYORSUN.YAPMA BUNU LÜTFEN...BUNU KABUL EDEMEM.

Yorum (1) Yorum yaz!

yorumsuz


Senin göğsüne yaslamış başını allayıp pullayıp da kendini boylu boyuna uzanmış uyumakta şehir.
 


  • Şehir bir adamın kadını sevmesi gibi. Bir kadının dostluğu gibi… Bir çocuğun elde etmeye çalışıp bir türlü sahip olamadığı oyuncağı gibi… Şehir uyuyor göğsünde. Ben senin şehrinden geçiyorum gece yarıları. Sevgilim, dostum, çocuğum şehir… Benden önce kimler doğurmadı ki onu, şimdi ben doğum sancılarımdan şikâyet ediyorum.

 

         Ahh benim anılarım ve anılarımın güzel insanları. Şehir insanları, kasaba akşamları ve sahil kenarları. Anılarımda kalan insanlar hep nefret ettiler benim donukluğumdan ve tutukluğumdan. Oysa ben biliyordum nedenini. Hep söylerim kaybedilecek bir insanı anlamak kadar kolay bir şey yok şu yaşamda. Ama önce ölü insanlar ve ölü yürekler birbirinden ayrılmalı. Ölecek bir insanı yüzde bir ihtimal bile olsa kurtarabilmek için nasıl çırpındığımı görenler kabullenemediler benim kendi gidişlerine tepki göstermeyişimi. Dedim ya işte ölü insanlar ve ölü yürekler… Ölen bir yüreği hayata inanın siz döndüremezsiniz. Aslında o yaşamaya devam eder ama sadece sizle birlikte yaşamaz. İşte o vakit özgür bırakmak lazım yürekleri. Ben hep özgür bıraktım ve bu yüzden benden hep nefret etti anılarımın insanları.

 

         “Donuksun Mutlu. Donuksun. Hatta bazen o kadar donuk ve tepkisizsin ki anlayamıyoruz bakışlarını” dedi bay ve bayanlar. Bazen “Ya sen neden böylesin. Niçin bitiyor ilişkimiz diye sormuyorsun” diye hesap bile soran olmuştu. Şart mıydı gözleriniz önünde ağlamam gidişinize? Ya da ne demeliydim size? Ne yapmalıydım? Ağaçlar ayakta ölürler. Ben de ayakta ölüyorum. Çünkü biliyorum köklerim yüreğinizin en derinlerinde. Siz dökünüz yapraklarınızı. Atmıyorum dallarımı yerlere feryat figan ederek ve atmayacağım. Yapraklarımın sararmasına da izin vermiyorum. Kıyamadığımdan dökmüyorum onları kocaman gövdemin dibine, bir son bahar esintileriyle. Yaptığım şey sadece eğer sizin yapraklarınız soluyorsa ve sizde buna inanıyorsanız ve karar da vermişseniz dökülüşlere hepinize ve her seferinde söylediğim gibi saygı duyuyorum bu gidişlere.

 

         Senin şehrinde sen benden gittiğinden beri ay yarım yamalak, adını yarım ay yaparak doğuyor. Sen biliyorsun ne anlama geldiğini. Demiştim ya sana ben “Şayet gidersen benden taşıyamazsın o ayı gökyüzünde.”Sen gittin. Şehrinde ay doğdu. Gece yaslayıp başını göğsünde uykuya daldı. Ben gece yarıları geçerken şehrinden sen kabuslarla uyandın. Rüyalarında hep ay kayıyor sen onu gökyüzüne çekmeye çalıştıkça kaçırıyordun ellerinden. Sade bir söz “GİT-ME” deseydim sana ay senin olacaktı.

 

         Günler ve haftalar geçtikçe zaman geceden sıyrılıp bana sığınmaya başladı. Oysa ben en güzel senin şehrinden geçerken öldürüyordum zamanı. Zamansa hala ve inatla bana sığınmaktan söz ediyordu. Gece kıble yönünde zamanı çalarken senin kalp atışlarından, bir de utanmadan zaman bana sığınmaktan söz ediyordu. Sonra kalkıp birleri gidişlerini engellemediğimden, git ya da kal demediğinden zamanın eline sıkıştırıp üç beş kuruş onu gönderiyordu bana elçi olarak. Kanar mıyım sanıyorsun elçiliğine. Hem seni ben iyileştirici kılmadım ki yaralarıma. Evet, birileri zaman her şeyi iyileştirir diyordu da ben mi kutsadım seni o sözcüklerle ki elçilik yapabiliyorsun başkalarına? Şimdi elçiye zeval olmaz zamanıysa eğer daha çok zamanınız olacak, anlamanız için ağaçların neden ayakta öldüğünü ve neden feryat figan dallarımı yere atmadığımı… Oysa ben biliyorum köklerim yüreklerinizin en derinlerinde. Şimdi ve hala istiyorsanız lütfen dökünüz yapraklarınızı…
 
27 Haziran 2006 - 11:51:22 - 2 günlük MK

 

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »